27 Ağustos 2011 Cumartesi

26 Ağustos 2011 Cuma

KADİR GECESİ VE KADİR SURESİ

Kadir suresi

Bismillahirrahmanirrahim

1. İnna enzelnahü fiy leyletilkadr

2. Ve ma edrake ma leyletülkadr

3. Leyletülkadri hayrün min elfi şehr

4. Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyhabiizni rabbihim min külli emr

5. Selamün hiye hatta matle'ılfecr


97-KADİR:

1 – Biz o (Kur’ân)nu Kadir gecesinde indirdik.
2 – Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?
3 – Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4 – Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.
5 – O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

RABBİM DUALARINIZI KABUL ETSİN İNŞALLAH.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

SABAH DİKTİM AKŞAM GİYDİM

Efendim pazar akşamı büyük görümceme iftara davetli idik. Bayağı kalabalık bir gruptuk. 3 görümce, biz, kayınvalidemler, çok samimi bir komşumuz(aileden sayıyoruz biz onları artık) ve onun kızıve ailesi. Yaklaşık 25 kişilik bir grup.

Hava yine çok sıcaktı ve etek giymek istedim. Kumaşı kışın almıştım. Ama incecik püfür püfür bir kumaş. Cumartesi akşam dikmekti niyetim. Ama olmadı. Bende pazar sabah diktim. İşte etek.


Kumaş çift en 2 metreydi.

kumaş tiril tiril olunca birde şal kestim. Kenarlarını sık bir zigzagla geçtim.


Kumaş arttı elimdede çanta sapı vardı. Örgü bir çantaya dikmek için almıştım. E bende birde çanta diktim.


çanta resmen bavul gibi içine attığım herşeyi aldı.

Bir parça kumaş arttı. Ondanda kese dikecektim. Ama abartmayayım dedim.

Beyaz badi ve turkuaz broş , turkuaz yüzük ve Kotondan aldığım ayakkabı ile kombin (bu kombin lafı Türkçemi acaba pek bi acayibime gidiyor) yaptım.

Ha maliyete gelince: kumaşın metresi 2 lira idi eder 4 lira, Çanta sapı 3 lira, ip elimde vardı diyelim 50 Krş, Beli içim lastik oda elimde vardı onada diyelim 1 lira :) Kaç etti 8,50 lira.

Nasıl olmuşmu arkadaşlar.


23 Ağustos 2011 Salı

SAAT 03:30






Saat 03:30 du
Ay yarımaydı
Yıldızlar parlak
Üç tanesi arka arkaya sıralanmıştı.
Sırayla yanıp sönüyorlardı.
Evin önündeki parkın suları açıldı,
Mis gibi bir toprak kokusu yayıldı etrafa
Güzelim hanımeli kokusu değildi ama,
Bana ondan daha güzel geldi o an.
Eşim ve çocuklar mışıl mışıl uykuda,
Ben ayakta uyku tutmamış.
İçimde pır pır atan bir kalp ...
Huzur bu olsa gerek dedim içimden, huzur bu olsa gerek.

Tala BOZKIR

20 Ağustos 2011 Cumartesi

ESKİDEN DİKTİKLERİM

Çalışırken fa malum daha fazla kıyafete ihtiyacınız oluyor. Tesettürlü oluncada en çok kıyafet bulmakta güçlük çekiyorsunuz. hele birde benim gibi Bodrum yada Antalya gibi yerlerde çalışıyorsanız. Ve benim gibi üstüste giyinmeyi pek sevmiyorsanız.

Bende bu yüzden kendi kıyafetlerimi dikmeye başladım. Rahmetli babaannem köyün terzisi idi. Taa Bulgaristan'dan gelme elle kullanılan bir makinesi vardı (hala köydedir o makina ve tıkır tıkır çalışır) sanırım biraz soya çekim benimkisi.

Dikişe çocukluğumdan ilgim vardı. Bebeklerime elbiseler, etekler dikerdim Babaanne'mim artık kumaşlarından.

Neyse gelelim konumuza.

Bende Bodrum'da çalışırken kıyafetlerimi dikmeye başladım. Borçlarımız bitince aldığım ilk maaşla doğruu Singer bayisine gidip küçük bir makine aldım.

2-3 yıl kadar bu böyle sürdü. Taa ki işyerinde kıyafet zorunluluğu gelene kadar. Beyaz gömlek, Gri pantolon. İnsan kaynakları şefi olduğum içinde itiraz şansım yoktu ben hayır desem arkada bekleyen birsürü kişi vardı itiraz edecek. Ve ben bundan sonra kıyafet dikmeye ara verdim.

Daha sonrada hamile kaldım. hala da aldığım kiloları verenedim. 4 kilo daha vernmem lazım ama çok inatçı çıktılar kendileri.

Aşağıdakilerde o zamanlardan kalma tuniklerim.




Sondaki lacivert kadife ve çokta severek giymiştim.

Sonuncuda koyu yeşil kendinden desenli kadife. Bunuda bir arkadaşımın kına gecesinde giymiştim.








19 Ağustos 2011 Cuma

ANNELİKTEN İSTİFA ETTİM

Evet geçen akşam yani çarşamba akşamı annelikten istifa ettim.

Büyük oğlum 12 yaşında ergenlik merdivenlerini yeni yeni tırmanmaya başladı. Maaşallah çeneside küçüklüğünden beri kuvvetlidir. Son günlerde iyice antremanlı mubarek. ben bir söyleyene kadar kendileri beş lafı düşünüp, zihninde sıralayıp,dilinden döküveriyor.
Birde pazarlık huyumuz vardır. sen bir verirsin anında üç ister. Sen beş istersin daha laf bitmeden bir vermek için pazarlığa başlamıştır. Limitleri yüksek tutup istiyorum ne isteyeceksem ya da düşük tutup teklif ediyorum vereceklerimi.

Küçük oğlumsa 2,5 yaşında. Efendim kendilerine 2 yaş sendromunda. olmadık yerde ağlamalar, Aslan gibi kükremeler, bağımsızlığını ilan etmeler, huysuzluklar, kaprisler, kıskançlıklar vesaire vesaire.

E oruç olunca insanın dayanma katsayısı düşüyor. En sonunda Çarşamba akşamı İftar vakti sabır stoklarımın sonuncusunu da kullanınca olanlar oldu. Ve ben ANNELİKTEN İSTİFA ETTİM.

Orucumu açtım. Kahvemi aldım salona geçtim. Yemeklerini yemelerini söyleyip onları mutfakta bıraktım. Gizliden gizliye de izledim kendilerini.

büyük oğlan kardeşinin tabağındakileri küçülttü. Meyve suyu verdi. Bitirince ağzını sildi. Kendi doyunca masayı topladı. (Bunları görünce benim içim cız etmeye başladı zaten.)

Sonra başladık ATV de Sınav filmini seyretmeye ve sonunda çocuklardan birinin kanser olan annesi okulun bahçesinde ölünce ben çeşmeleri açtım. Çünkü bende annemi doktor kontrolüne götürürken kollarımda kaybettim. Meme kanseriydi kendisi.

Oğlum geldi bana sarıldı. Öptü. Beraber ağladık.

Ve benim istifa olayımda böylelikle sona erdi. Sonradan başlarına kaksamda istifanı kabul etmedik ki diyerek işi cıvıttılar.

Ve tekrar döndüm annelik görevime.

TERRACITY İFTAR, ALIŞ VERİŞ

Salı akşamı haziran da açılan yani AVM miz :) terracity'e gittik. İlk açıldığında pek beğenmemiştim. Soğuk bulmuştum.
Bu sefer beğendim. Bunun sebepleride şunlar.
Ramazan süslemeleri çok zevkli olmuş. İçinde mescit olduğunu yeni öğrendim.
Bu itibarla evimizden otobüsle 1 saatte gittiğimiz Özdilek yerine 15 dakikada vardığımız Terracity artık yeni tercihimiz. Birde sinemaları açılsa süper olacak.
Neyse bunlar Ramazan dekorları




Aşağıdaki fotoğrafları oruçlu olanlar direkt geçsinler :)




Bunlarda Koton ganimetleri Ayakkabı 60 liradan 20 liraya düşmüş. Kolye ise 8 lira.




Sağlıcakla kalın.

ANAOKULU DERGİLERİMİZ

Anaokulu dergilerini çoğunuz duymuştur herhalde. Prof. Sabiha Paktuna Keskin danışmanlığında hazırlanıyor.

Biz alalıda 2-3 ay oldu. Yağız Emre çok beğendi. Hikayeleri var ve arkasından sorular var.

Bir bakıyorum elinde klasörle gelmiş. Anne otu, anne otu diyerek.

Başta biraz erken mi aldık demiştim. Ama şuan iyiki almışız diyorum.




Buda yanında gelen masası. Ayrıca oyun hamuru, boyama kalemleri, pasteller v.b. hediyeleri de var.


Tavsiye ederim arkadaşlar.

18 Ağustos 2011 Perşembe

TAVUK ÇORBASI

Bu çorba benim tabirimle Antalya'nın meşhur çorbası. Nedenmi çünkü bu çorba düğünlerin vazgeçilmez yemeklerindendir. Bende çok severek yiyiyorum. Sadece benmi çocuklarda bayılıyor. Hele kışın çok fazla pişer bu çorba bizde. Çocuklarda ufak bir grip belirtisi olsa hemen bu çorbayı yapıyorum. Sabah, öğle, akşam üç öğün çorba içiriyorum. Şöyleki Yağız Emre geçen kış Kasım ve temmuz arası doktora gitmedi.(maaşallah maaşallah)



Gelelim malzemelere

- 5 bardak tavuk suyu (ben bütün tavuğu parçalıyorum bir göğüs eti ve kemikleri kaynatıyorum)

- bir tavuk göğüs eti

- Bir bardak haşlanmış nohut

- 1 çay bardağı piirinç

- 1 yumurta

- yarım çay kaşığı limon tozu

- Üzeri için tereyağ (tereyağ kendim yapıyorum. tık tık )

Tavuk suyuna pirinçleri katıyor (Antalya da koyuyoruz lafı pek kullanılmıyor) ve pişiriyoruz. Limon tuzunu sıcak suda eritiyoruz. çırptığımız yumurtaya yavaş yavaş katıyoruz. Kaynayan tavuk suyundan da katıp yumurtayı iyice ılıttıktan sonra yavaş yavaş pirinçli suyumuza katıyoruz ve kaynayana kadar karıştırıyoruz. Kaynayınca içine küçük parçalara ayırdığımız tavuğu ve haşlanmış nohutlarımızı katıyoruz.

Piştikten sonra üzerine tereyağ gezdiriyoruz.

Afiyet olsun.

Not: Ben bu çorbayı ençok Şarampol de bulunan çorbacı Alibaba da içmeyi seviyorum. Bir esnaf lokantası ama çorbası süper. hatta geçen sene ramazanda bir gece dayanamayıp sahurda bile gitmiştik.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

İFTARDAN SONRA KAHVE KEYFİ

Ben çay içmiyorum. Soruları duyar gibiyim:

- Hiç mi içmiyorsun (Acıyan bir ifadeyle)

- E ne içiyorsun ( garipseyen ifadeyle)

- Kahvaltıda da mı içmiyorsun ( Kahvaltı hiç in içinde olmayabilir dimi)

- E peki ne yapıyorsun kahvaltıda ( Yazık çaysız kahvaltımı olur edasıyla)

Bu ve benzeri soruları her çay ikramında duyuyorum. Dün akşamda iftardan sonra (Korkuteli de barajın altındaki parkta yaptık iftarımızı) eşimin teyzesigil çay ikram ettiler. Ben içmiyorum dedim. Eşim arkadan bu ifadeleri söylüyor sessizce. Karşımdaki de soruyor tüm bu soruları. gülmemek için zor tuttum kendimi

Aslında zor oluyor gezmelerde insanlar ikram arayışı içine giriyor. Bende artık yanımda kahve taşıyorum. Su istiyorum ve kahvemi içine katıyorum.

Allahım ne kadar uzattım lafı neyse.

Gelelim fotoğrafa. Sütlü granül kahve. (Ya sırf su olacak yada sırf süt. üçü bir arada bile içemiyorum) Süt pasrörize süt değil. Direkr kaynağından. Dün akşam Korkuteli den gelirken aldık.




Ben balkondayım beklerim efendim.

HEDİYE ÇEKİLİŞİ

Fashion passion bloğunun sahiplerince güzel bir çekiliş düzenlenmiş. Buraya TIK TIK

12 Ağustos 2011 Cuma

SAHURDAKİ MİSAFİR ve MENEMEN

Ne yemek yapayım dediğimde bizimkilerin farketmez demesi beni çıldırtıyor. Ama akşam oğlum nokta atış yaptı ve sahurda menemen istediğini söyledi. Bende böylece düşünme aşamasını geçip direkt faaliyet aşamasına geçtim kalkınca.
Bu postu öğlen yazıyorum ama saat 19:00 da yayınlanacak malum yemek görüntüleri var.




Sahurda bir de misafirimiz vardı. Ne olduğunu anlamadı küçük oğluş biraz yemek yedi biraz nazlandı. Ama sonrasında uykusu açıldı ve zor uyuttum.




En sondaki de M. Yusuf'tan göz açmadan nasıl yemek yenir örneği :)))))

Saşlıcakla kalın.

BALKONDA İFTAR

Ramazan başladığından beri iftarlarımızı balkonda yapıyoruz. Gündüz sıcak olsada rabbim iftar saatinde bir serinlik veriyor, bir esinti başlıyor. Balkonumuzu çok seviyorum. İşte dün akşam bizim balkon.







Bugün Antalya püfür püfür. Sonunda çok şükür.

ÇİNDEN GELENLER

Eşim bir otelde Aşçıbaşı.
Çin mutfağında çalışan karı koca çinli aşçıları var. Bay Pan ve Bayan Pin. İşte bizim Pin bir aydır Çin deydi. Ve gelirken bize getirdikleri.
Yağız Emre'yi çok seviyorlar. Geçen otelde hastalanıp hiç bir şey yemediğinde Pan bir poşet üsküvi ve krakerle bizim odada almıştı soluğu. Belki bunları yer diye. İşte Yağız'a getirdikleri:







M.Yusuf'a çikolata, bana yelpaze ve eşime de Çin çayı






TEŞEKKÜRLER PIN.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

YOYO YAPIMI

Pike için yoyo yapımına başladım. yapması çok zevkli Çok kolay ama ben yapımını fotoğrafladım.





9 Ağustos 2011 Salı

KORKUTELİ

Ramazandan önce oğluşlarla beraber Korkuteli ye gittik. Bizim 1 numaranın en sevdiği yemeklerden biride yaprak sarmasıdır. Yalnız sarmayı babaannesinin yapmasını tercih ediyor çünkü ben o kadar güzel yapamıyormuşum. (Şahsen bende kayınvalidemin yaptığını daha çok seviyorum :))
Bunu bilen babaannede bir tencere sarma yapmıştı. Fotoğraflar direkt tencereden:


















Bu fotograflarda mutfak penceresi ve balkondan






















Bunlarda konserve çalışmaları






















Bunlarda dondurmacı kuzenler























Bunlarda dönüş kombinlerimiz :)